Hayata Kaldığın Yerden Devam Et

çöpçüler kralı kemal sunal şener şenKısa süren şöhretinin ardından her zamanki gibi kahvehanede yatmıştı. Kapı gibi devlet memuruydu nede olsa. Şarkıcılık ona göre değildi. Kızı da kaptırmıştı zabıta müdürüne . Gerçi ünlü olunca elinin tersiyle itmişti .

Yeni bir gün doğmuştu. Süpürgesini alıp sokaklara çıkı yine. Yine gazeteci çocuk iç karartıcı haberler veriyor, yaşlı bir teyze ona çay getiriyordu. Hayata kaldığı yerden devam ediyordu çöpçü. Ancak bir gürültü kopuyordu mahallede. Yeni evli çift , müstakbel eski nişanlısı, yeni kocasının evinde terör estiriyordu. Haline şükretti çöpçü. Her işte bir hayır vardı şüphesiz. Nede boş işlerle uğraşmıştı. Bu kız için şekilden şekillere girmişti.

çöpçüler kralı şener şenBu duygular içerisinde sokakları süpürürken birde ne görsün. Başka bir hizmetçi camları temizliyordu. Onca yaşadığı şeye rağmen akıllanmamış , yine gönlünü birine vermişti. Ne olursa olsun akıllanmayacak,bildiği gibi yaşayacaktı çöpçü.

Çöpçüler kralının bu enfes final sahnesinden bir çok sonuç çıkarabilecekken gülüp geçmek ne kadar da vahimdir.

Şimdi filmin bu son sahnesine eşlik eden film müziğini verelim. Esin Enginin derlemesini yaptığı Cezve adlı müzik, sinemamızın unutulmayan film müzikleri arasında şüphesiz ki yerini aldı.

Çek Hayalini Gözlerimin Önünden

marc aryan kalbin yok mu

Eski müziklerin günümüzde yaşayabilmesini, herkes tarafından bilinebilirliğini maalesef ki dizilerimiz belirliyor. Kaç kişi Ezel dizisi olmasa ‘Bir İhtimal Daha Var ‘ deyince hemen size eşlik edebilirdi ki… Bu bağlamda popüler dizilerimizde değerli eserlerimize yer verilmesini faydalı görüyorum. Ancak bir eserin yaşamasının diziye bağlılığını hazmedemiyorum.

Size bir gün herhangi bir dizide izleyip çok seveceğiniz, hüzünleneceğiniz bir aşk şarkısını vereceğim. Bu dediğimi unutmayın. Bir gün bütün Türkiye bu şarkıyı öğrenecek. Tabii ki bir dizide yer alırsa. Şimdi bu şarkıyı seslendiren sanatçımıza değinelim. Marc Aryan …

Marc Aryan bıraktığı harika eserlerle göçtü gitti bu topraklardan. Ermeni asıllı Belçikalı bir müzisyendi .1966 ve 1969 yıllarında konser vermek için geldiği Türkiye de Türkçe öğrendi. Fransız aksanıyla bir çok eseri seslendirdi. Daha çok duygu dolu eserlerle akıllarda yer bıraktı.

Çek hayalini gözlerimin önünden,
Çek şu hayalini kurtar beni dertten,
İstemem ben hayal.
Geleceksen gel
Böyle aşk olur mu?
Hiç kalbin yok mu senin ?
Yaşayamam sensiz
Muhtacım sesine
Yüzümde tatlılık
Dolaşan nefesine
Çeekk şu hayalini !
Göster gerçek yüzünü
Böyle aşk olur mu?
Hiç Kalbin Yok Mu Senin!
Muhtaçken sana …
Kimleri okşuyor elin
Gerçekten başka kalde…
Bana kaldı hayalin
Yoksa korkuyor musun!
Bu aşk sana çok mu?
Senin kalbin yok mu?
Hiç kalbin yok mu senin ?

Yalnızlığı En Güzel Anlatan Sahne – Sadri Alışık

sadri alışık duygusal sahne

Günü gelince elveda gidiyorum şarkısı… Tamam öyle mi ? Tüüh! Dümenci herif. öleceksin diye korkudan ödün paylıyor. Bütün numaran da bunu örtmek için zaten ! Nusrettin iyi adamdı … Üç çocuğu karısı kaynatası , arkadaşları vardı… YALNIZ DEĞİLDİ. İyi kötü sevmiş, sevilmiş ömrünü heder etmemişti. Yaaa anladın mı Kazım. Anladın mı anam babam kardeşim … Arkadaşım Kazım.

Yalnızlığı anlatan bundan daha iyi bir sahne bulabilir misiniz ? Ben bulamadım… Sadri Alışık filmleri adeta define gibidir. Defalarca izlersiniz de duygu yüklü sahneyi göremezsiniz. Yeri gelir aaa bak buda varmış dersiniz. İşte o sahnelerden birini keşfettim.

Sadri Alışık’ın efsane filmlerinden Serseri ‘de geçen harikulade bir sahneyi geçte olsa farkettim. Sahneyi kesip youtube ‘a koydum. Yaklaşık 1 yılda 90 bine yakın insan izledi. Övgü dolu yorumlarda bulunuldu. Demek ki benim gibi çoğu insan da farkedememişti o efsane sahneyi.

Korktum. Evime geldiğimde kapıyı kendimin açacak olmasından, evime girdiğimde lambayı kendimin yakacak olmasından. Bir aynaya bakıp konuşacağımdan. İnsanın sevenleri olmalı şu hayatta. Akşam evine geldiğinde kapıyı açacak bir yari, sıcacık bir muhabbeti olmalı.

Aklımda hiç evlilik yokken bu sahne sayesinde evlenmeyi istedim. Önceleri evlenmeyeceğimi düşünürdüm. Şimdi işime gücüme başlayım hemen evleneceğim 🙂

Amma da klasik konuştum öyle değil mi ?Zaten alayı klasik olan bir blogdan da popüler tabirler beklenemezdi. Bir türlü yaşımı yansıtan yazılar yazamıyorum be 😀 Arkadaşlarım hep dalga geçiyor. ‘Oğlum Mustafa babam bilmiyor senin izlediğin, dinlediklerini’ deyip gülüyorlar 😀 Varsın gülsünler efendim. Popüler kültürün kıyısında seyretmek suç mu . En güzel yol bilinen yoldur :)) Saygılarımla.

Sabahsız Geceler – Kartal Tibet

Kartal Tibet ve Sema Özcan Baş rolünü Kartal Tibet ‘in oynadığı 1968 yapımı film buhran içine düşmüş bir genci anlatıyor. Serseri , sürekli içen dünyayı ailesine dar eden bir karakteri canlandırıyor Kartal Tibet.

Yine bir gün sarhoş bir şekilde eve gelip bağırıp çağırınca babası Macit(Necabettin Yal), dayanamaz ve kendisinin çocuğu olmadığını söyler. Annesinin babasını aldattığını aslında başkasının çocuğu olduğunu öğrenir. Öğrenir öğrenmesine ancak annesi bunu kabul etmemektedir. Kime inanacağını şaşırır.

Güzeller güzeli bir manitası vardır. İşte gönül eğlendirmelik canım. Kafasını onunla dağıtır .Zamanla  aşık olur. İyi kızdır Sabahat (Sema Özcan ). Bir sürtük değildir aslında. Kendi deyişiyle ‘  bende ev kızıydım ‘ .

Ayağına yeni nal çakılmış kısrak gibisin. Asfalta alışık değilsin. Velakin çok güzelsin be …

kartal tibet eski filmlerdenSöz verir sabahat ‘e . Onu dövmeyecek , küfür etmeyecek. Birde işe girecekti. Kendisinin çocukluğunu , dedesini bilen komiser mahmut (asım nipton) onu bir berbere verir. Berberliği de öğrenmiştir ha. Yalnız biraz kaba sabadır. Küfür ağzından eksik olmaz.

kartal tibet berberBir müddet sonra iyice kafası karışır , bırakır berberliği. Artık kafasında her şeyi netleştirecek bir delil vardır …

Filmin tamamını yazmak gibi bir huyum yoktur 🙂 Şimdi gelelim filmin oyuncularına. Hepsini açıklayamayacağım ama bir kaç ismi verelim.

Kemal Sunal filmlerinin vazgeçilmez kavgacıları Kudret Karadağ, Erdoğan Seren ve Arap Celal bu filmde ufak bir rol alıyor.

Kudret Karadağ, Erdoğan Seren ve Arap Celal

arap celal

Hepimizin ekranda görür görmez bildiği Mürüvvet Sim ve Berber rolüyle Necdet Tosun’da oyuncu kadrosu içinde.

mürüvvet sim

asım nipton ve necdet tosunTürk sinemamızın değerli isimlerinin oynadığı bu film izlenmesi gerekenlerden. Konusu yine bilindik bir konu olmasına karşın sinemamızın usta isimlerinin yıllar önceki hallerini izlemek paha biçilemez 🙂 Saygılarımla.

Komşunun Tavuğu Filmi – 1965

türkan şoray sadri alışık öpüşmesi

Başrollerini Sadri Alışık ile Türkan Şoray’ın aldığı film 1965 yapımı. Yönetmen Zafer Davutoğlu, yapım ise acar filme ait. Aslında film klasik bir konuya sahip. Ancak oyuncu kadrosu filmi değerli kılıyor.

Filmde Türkan Şoray ‘ın gençlik yıllarındaki güzelliği de gözlerden kaçmıyor. Türkan Şoray ‘ın filmin bazı sahnelerinde 1965 senesine göre bayağı şık olduğu aşikar. 65 yılında kaç kişi mini bir şort giyebilirdi ki 🙂

türkan şoray ve sadri alışık

1950 sonrası filmlerde ve müziklerimizde daha çok batı tarzı klasik, jaz müzikler halka aşılanmaya çalışılmıştır. Maalesef ki bu filmde de örneğine rastlıyoruz. Halkımızın zevkleriyle oynarayarak batılılaştırmaya çalışmak ne derece doğrudur? Bunun yanıtını sizlere bırakıyorum.

komşunun tavuğu film

Neyse efendim. Filmin konusuna gelelim.Filmde Türkan Şoray ‘a büyük bir miras kalıyor. Ancak miras için bir şart var.Evli olması 🙂 . Konu bu olay üzerine ilerliyor. Devamını yazarak filmi mındar etmeyelim 🙂 İyi seyirler.

Giderim Giderim De Yolum Yan Gelir

nezahat bayramGiderim giderim de yolum yan gelir , ah ettikçe anam içerimden kan gelir … Her insanın çaresiz kaldığı bir şeyler olmuştur. Ancak pek azımızın çaresizliği nesillerden nesillere aktarılacak dizelere dönüşmüştür. Kime ait olduğu bilinmeyen, öksüz kalmış uzun havalardan biridir ‘ Giderim giderim de yolum yan gelir ‘ .

Nezahat Bayram‘ın sesinden dinlediğimiz bu güzel uzun havada çaresizlik buram buram işlenmiştir. Türkü ‘ye saz ile enfes bir açılış yapılmış , Nezahat Bayram’ın yürekleri delip geçen sesiyle taçlandırılmış.

Kazın mezarımı dört yol üstüne , yar gelip geçtikçe bana can gelir .

Aman Allah’ım bu ne denli bir aşktır. Bir sevda daha nasıl dile getirilebilir. Ölünce dahi yardan uzak kalmak istemeyen bu can kim bilir şimdi hangi mezarlığın köşesindedir. Ruhu şad olsun.

Doğu Anadolu yöresinin bu harika uzun havası , Trt müzik daire başkanlığı THM müdürlüğü tarafından derlenmiş. Bize de bu güzel uzun havaya ses vermek düşüyor.

İki Keklik Bir Kayada Ötüyor

Popüler kültür içinde arada bir yer alan, çoğumuzun tanıdığı bir türküdür. Diğer türküler gibi öksüz kalmayan bu türkümüzün gelin yıllar önceki haline bir kulak verelim. Bir su kadar berrak akan Türkü’yü seslendiren sanatçımız Seha Okuş. Seha Okuş hepimizin çok iyi bildiği Hasretinle Yandı Gönlüm parçasıyla geniş kitlelere ulaşmıştır. Maalesef ki sadece sesi tanınan sanatçımızın ismini bilen çok az kişi vardır.

Seha Okuş’un eşsiz sesiyle İki Keklik Bir Kayada Ötüyor kulaklarınızda…

Karlı Dağlar Karanlığın Bastı Mı? Zehra Bilir

zehra bilir türküleriKarlı dağlar karanlığın bastı mı?

Kahpe felek ayrılığın vaktı mı …

Zehra Bilir namı diğer Türkü ananın yüreğinden kopup gelen bir sivas türküsü.Aslı ermeni olan Zehra Bilir, Türk Halk müziğine önemli katkılarda bulunmuştur. Köy köy gezip türküler dinlemiş,bunları kaydedip Trt repertuarlarına geçirmiştir.

Bu türküyü öyle içten okuyor ki ,bizlere gözlerimizi yumup bu türküye kendimizi bırakmak kalıyor.

Keklik Gibi Kanadımı Süzmedim

necla erol türküsü

Bazı geceler olur ki bitmek bilmez.Uyku girmez gözlere. Yumuşacık yastık diken olur yüzlere. Bir sağa döner yüzünü insanoğlu , birde sola. Bir çıkış yolu bulamaz eder sitemler kadere…

Keklik gibi kanadımı süzemedim türküsü. İnsanın yüreğini delik deşik eder cinsten. Sadece sözlerini okumak, bu sözlerdeki feryadı anlamaya yeterlidir. Alnıma yazılmış bu kara yazı diyerek çaresizliği, uyma dedim uydun eller sözüne diyerek veryansını, zalim yastık diken oldu yüzüme diyerek içine düşülen buhranı en iyi şekilde anlatmaktadır.  Necla Erol ‘un eşsiz sesinden bu esere kulak verelim.

Beni Böyle Sev

beni böyle sev  Beni böyle sev seveceksen,olduğum gibi göreceksen… Adını Orhan Gencebay’ın harika şarkısından alan dizi, bir hayli kişinin dikkatini çekti. Dizinin konusu alışılagelmiş bir mevzu olsa da, oyuncuların ve senaryonun samimiyeti insanı diziye bağlamakta. Okumaya devam et