Tag Archives: mustafadeliceous1

Gurbet Ellerinde Gözlerim Yaşlı

Eller güler oynar bacı gardaşlı, yine ben boynumu büker ağlarım…

Gurbetlik çekene bir bıçak gibi saplanır bu türkü. Aslında bir yalnızlık türküsüdür. Sevdiğine uzak kalmanın, her saniyesinde ızdırabını yaşamanın mısralara dökülmüş halidir. Kim bilir kimin dudaklarından çıkmıştır bu sözler. Kim bilir hangi yürektir çaresizlik içinde gurbette bekleyen…

Herkes sevdiğini bağrına basar, yine ben boynumu büker ağlarım.

Türküyü Mürüvvet Kekilli seslendiriyor. Dupduru sesiyle bu ızdırabı yaşarcasına okuyor. Hissetmeniz ümidiyle.

Çöl Kartalı – Cüneyt Arkın

Askeri okuldan beridir birbirinden ayrılmayan iki dost ve 1 kadın… Murat ile Faruk aralarından su sızmayan, birbirleri için canını feda edecek iki arkadaş. Mahalle mektebi, askeri mektep, cephelerde birbirlerinden hiç ayrılmamıştır.

cüneyt arkın süleyman turan

Faruk (süleyman turan) Kamil paşanın kızı Leyla’ya ( Bahar Erdeniz) aşıktır. Ne var ki en yakın arkadaşı murat (cüneyt a.) ile leyla çoktandır birbirlerini seviyordu. Faruk bundan habersiz leylaya mektuplar yazıyor hatta murat’dan arada bir yardım bile istiyordu.

bahar erdeniz ve süleyman turan

Süleyman Turan’ın yani filmdeki adıyla Faruk’un, Murat ile Leyla arasındaki ilişkiyi bilmemesi işleri vahim duruma getiriyordu. Arada bir leyla hanımın yolunu kesiyor, ona sevdiğini söyleyemese de niyetini belli ediyordu. Bir kaç defa mektupta göndermiş ama Leyla bu mektupların Faruk’dan geldiğini anlar anlamaz kaldırıp atmıştı.

Faruk aşkından meyhanelerde mektup yazmaya çalışadursun, Murat aşkı leyla ile kırlarda geziyor,at biniyor, aşklarını doyasıya yaşıyordu.

cüneyt arkın ve bahar erdeniz

süleyman turan meyhanede

 

Cüneyt Arkın olur da savaş,kılış,silah olmaz mı efendim. Veliaht Hüseyin kaçırılmış ve bu durumu halletmekte kahramanlarımıza kalmış. Leyla Yemen’e zor bir görece giden Murat’ı uğurlarken gözleri yaşlar içinde kalmıştı.

bahar erdeniz ağlarken

 

Şu sahnenin güzelliğine bakar mısınız? Omzunuzda bütün güzelliğiyle ağlayarak ‘gitme’ diyen sevgilinize rağmen ölüme kim atlayabilir? Kahramanımız Cüneyt Arkın tabiki 🙂

Seyit İdris ve adamları veliaht Hüseyin’in bulunduğu kervana saldırmış. Veliahtı ele geçirmişti. Henüz küçücük olan veliaht savunmasızdı.

Kötü adam rollerinin üstadı Hayati Hamzaoğlu ve Kazım Kartal rollerini hakkiyle yerine getiriyor. Meşhur kötü adam gülüşlerini bol bol yapıyordu.

hayati hamzaoğlu ve cüneyt arkın

 

kazım kartal

 

Cüneyt arkın veliahtı canı pahasına kurtarıyor ancak çok ağır bir şekilde yaralanıyordu. Çölde hayatını kurtarmak adına son gayretleriyle yürümeye çalışsa da olduğu yere yığılıyordu. Ölüm onun için kaçınılmazken bir mucize oluyor ve çok güzel bir kadın kahramanımızı evine götürüp onu iyileştiriyordu. Bu güzel kadınımız zamanının en önemli kadınlarından Meral Zeren. Meral Zeren canından çok seviyordu Muratı.

meral zeren

Ne varki günün birinde fırsatını bulur bulmaz çölden kaçıp evine döndü Murat. Döndüğüne bin pişman olacaktı Murat. Leyla ile Faruk evleniyordu. Çok sevdiği arkadaşı ve biricik aşkının evlenmesine dayanamadı. Gerisin geriye çöllere, Meral Zerenin yanına döndü. Kendisini içkiye verdi…..

Filmin devamını her zaman ki gibi buradan yazmayacağım 🙂  Konusu oldukça ilginç olan bu filmi izlemeniz tavsiye eder efendim. Saygılarımla..

Yalnız Yaşadı Yalnız Öldü – Mualla Sürer

ses-1976-sayi-44---30 EkimMualla Sürer, tek gözlü evinin geçimi, kalbini yaşatacak ilaçların parası için film şirketlerinden gelen en küçük teklifleri bile kabul ediyordu… Rol seçecek, düşünecek zamanı yoktu… Yapayalnızdı. Azrail’e de öyle yakalandı.

Mutlu muydu sanatçı? Kim bilir? Bilinen tek şey, yalnızlığıydı… Küçücük bir evin tek odasında kalıyordu… Hastaydı… Kalbi vardı… Zaman zaman soluk almakta güçlük çekerek, dört adımı ardı ardına atamayacak kadar hastaydı, Türk sinemasının ölümsüz  Bedia ‘sı…

Ancak çalışması gerekiyordu… Zorunluydu buna… Elinden tutan da yoktu, «Artık sen dinlen ablacığım. Biz sana yardımcı oluruz» diyen de… Çaresizdi…

Ama, aç ve muhtaç değildi kimseye… Olmak da istemiyordu. Yaşının 75, kalbinin hasta olmasına aldırmaksızın çalışıp duruyordu… Gururuna yediremiyordu. kapısını çalmayan insanların kapısını çalmaya… Film setlerinden çıkmıyordu… Son güne kadar da çıkmadı…

Evinin pencere kenarında yakalamıştı ölüm onu… Yavaş yavaş, ama belirlenen saat ve dakikada… Öteden beri korktuğu şeydi, ölmek. Herkes gibi… Ve günün birinde, akşamın bir saatinde o en korktuğu şey başına geliverdi, Mualla Sürer’in…

ses-1976-sayi-44---30 EkimÇevirdiği 600’den fazla yapıtla Türk sinemasında ebedileşen Mualla Sürer’in cenaze törenine değinmek istiyoruz biraz da… Belki yapımcısıyla, yönetmeniyle, oyuncusuyla birçok şöhret vardı ama, yine de gözler Türkan Şoray’ı, Hülya Koçyiğit’i, Cüneyt Arkın’ı, Fatma Girik’i, Filiz Akın’ı ve Tarık Akan’ı aradı… Bir çok filmde bu sanatçıların annesi rolündeydi Sürer… Ama,ne yazık ki Yeşilçam’ın tarihinden daha uzun bir ömre sahip olan bir sanatçının ölümle bütünleşen kaderiydi bu…

Vahi Öz’le birlikte çevirdiği filmler sinemaseverlerde büyük hayranlık uyandırdı. Halkın dilinde Mualla Sürer adı uzun bir süre «Bedia» olarak kaldı.

1976/Ses Dergisi

Giderim Giderim De Yolum Yan Gelir

nezahat bayramGiderim giderim de yolum yan gelir , ah ettikçe anam içerimden kan gelir … Her insanın çaresiz kaldığı bir şeyler olmuştur. Ancak pek azımızın çaresizliği nesillerden nesillere aktarılacak dizelere dönüşmüştür. Kime ait olduğu bilinmeyen, öksüz kalmış uzun havalardan biridir ‘ Giderim giderim de yolum yan gelir ‘ .

Nezahat Bayram‘ın sesinden dinlediğimiz bu güzel uzun havada çaresizlik buram buram işlenmiştir. Türkü ‘ye saz ile enfes bir açılış yapılmış , Nezahat Bayram’ın yürekleri delip geçen sesiyle taçlandırılmış.

Kazın mezarımı dört yol üstüne , yar gelip geçtikçe bana can gelir .

Aman Allah’ım bu ne denli bir aşktır. Bir sevda daha nasıl dile getirilebilir. Ölünce dahi yardan uzak kalmak istemeyen bu can kim bilir şimdi hangi mezarlığın köşesindedir. Ruhu şad olsun.

Doğu Anadolu yöresinin bu harika uzun havası , Trt müzik daire başkanlığı THM müdürlüğü tarafından derlenmiş. Bize de bu güzel uzun havaya ses vermek düşüyor.

Keklik Gibi Kanadımı Süzmedim

necla erol türküsü

Bazı geceler olur ki bitmek bilmez.Uyku girmez gözlere. Yumuşacık yastık diken olur yüzlere. Bir sağa döner yüzünü insanoğlu , birde sola. Bir çıkış yolu bulamaz eder sitemler kadere…

Keklik gibi kanadımı süzemedim türküsü. İnsanın yüreğini delik deşik eder cinsten. Sadece sözlerini okumak, bu sözlerdeki feryadı anlamaya yeterlidir. Alnıma yazılmış bu kara yazı diyerek çaresizliği, uyma dedim uydun eller sözüne diyerek veryansını, zalim yastık diken oldu yüzüme diyerek içine düşülen buhranı en iyi şekilde anlatmaktadır.  Necla Erol ‘un eşsiz sesinden bu esere kulak verelim.

Nem Alacak Felek Benim?

muzaffer akgün türküleri

Cemil Demirsipâhi nin yazdığı harika bir eser.Neyimi alacak felek benim? Eserin adı dahi bütün bir şiire bedel.İlk olarak sözlerini verdiğimiz eseri seslendiren, usta sanatçı Muzaffer Akgün.

Bir okkacık balım mı var
Bir dönümlük malım mı var
Bir derdime bin dert dolan
Ne’m alacak felek benim

Ne değirmen ne taşım var
Ne devletli bir başım var
Ne de bir tek kardeşim var
Ne’m alacak felek benim Okumaya devam et

Kızılırmak Parça Parça Olaydın – Aziz Şenses

Kızılırmak Parça Parça Olaydın Yöre: Nevşehir

Kızılırmak Parça Parça Olaydın Notaya Alan:  Mehmet Özbek

kızılırmak parça parça olaydın türkü hikayesi

Bu öyle bir türkü ki buram buram acı kokuyor.Sözleri ilelebet yaşayacak bu türkünün sözleri buram buram bir acıyı anlatmaktadır.Destensı bir öyküye de sahip olan bu türkü, 1967 de Lütfi Akad tarafından filmi de yapılmıştır.

Kızılırmak-Karakoyun efsanevi bir halk türküsü olan Kızılırmak ile bir halk masalı olan Karakoyun’un tek bir fimde biraraya getirildiği 1967 yapımı Lütfi Akad imzalı trajik bir destanın filmidir. Mitolojilere has bir trajedi bu: Yerel geleneklerin, Pir Sultan Abdal deyişlerinin, Anadolu kültürünün izini süren Akad’ın ortaya çıkardığı destansı bir filmdir Kızılırmak-Karakoyun. Okumaya devam et